Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Göktepe Köyü’nde çiftçilikle
geçimini sağlayan bir ailenin ikinci kızı olarak dünyaya geldim.
Köyde kızların eğitim almasının yasak ve ayıp
olduğu, toplumun dar görüşlülüğünün hüküm sürdüğü topraklarda on yaşında okula
başlamam aslında bir mucizeydi. Bu, büyük bir şans ve bana verilen nadir bir
fırsattı. Ancak on dört yaşımda görücü usulüyle nişanlandım ve nişanlı bir
kızın okula devam etmesinin ayıplandığı toplumda, eğitimim sona erdi. Ama hiç
beklemediğim bir şey oldu…! Üç aylık gelinken ailemden gizli yaşım mahkeme
yoluyla büyütüldü. Bir gün dört yaş büyüdüm. "Almanya'ya birlikte
gidiyoruz" diyerek uydurma bir planla, ailemden gizli, yalnız ve kimsesiz olarak!
İstanbul'da Sirkeci Tren Garı'nda, 18.9.1968'de
sabah saat 05.30'da, kara bir trenin kara, soğuk vagonlarından birine
bindirildim. Almanya'ya fabrika işçisi olarak gönderildim. Ne yolcu edenlerim
vardı ne de bekleyip arkamdan el sallayanlarım vardı. Üç gün ve iki gece süren
bu yolculuğun sonunda Almanya'nın Münih şehrine vardım. Ama yalnızlık o şehirde
de peşimi bırakmadı.
Frankfurt Offenbach kasabasında Hausen'de kontratlı
geldiğim fabrikada bir süre çalıştıktan sonra Stuttgart'a taşındım. Orada
çalışmanın yanı sıra terzilik mesleğini de öğrendim.
GURBETTE BİR ÖMÜR
Henüz
14 yaşındaydım. Dünya, benim için doğup büyüdüğüm küçücük köyden ibaretti.
Şehirler, trenler, yabancı ülkeler… Bunların hepsi birer masal gibiydi. Ama
hayat, beni o masallara inanmaya ve onların bir parçası olmaya zorladı.
Bir
sabah, hiç bilmediğim bir yolculuğa gönderildim. Elimden tutan yoktu, yolculuğa
hazırlayan da. Sadece bavulum ve ben vardık. Yalnızlığın, korkunun ve bilinmezliğin
içine doğru adım attım. İstanbul'da, sabahın ilk ışıklarıyla kara bir trenin
vagonlarından birine bindirildim. O an, çocukluğumu, ailemi ve köyümü geride
bırakıyordum.
Bu
tren yolculuğu, sadece bir yerden başka bir yere gitmek değildi. O gün
yalnızlıkla tanıştım. O gün kaderimin başka bir rotaya sapmaya başladığını
hissettim. Üç gün ve iki gece süren bu yolculuğun sonunda Almanya'nın Münih
şehrine vardım. Ama yalnızlık, o şehirde de peşimi bırakmadı.
Almanya'da
önce terzilik yaptım, ardından kendi işimin patronu oldum. Bu süreç kolay
değildi. Ama her başarısızlık, her mücadele beni bugünkü halime dönüştürdü.
Yıllar sonra içimde birikenleri dile getirmek için "Gurbet Yüreğimde
Çimlendi" adında bir şiir kitabı yazdım. Çünkü bu hikâye yalnızca benim
değil; aynı kaderi paylaşan binlerce kişinin hikâyesiydi.
YÜREĞİMDE ÇİMLENDİ GURBET
Her
sonbahar geldiğinde
Yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya
Renk değiştiren ağaçlar,
Yüklerinden boğalırcasına yapraklarını döker
Yolcuların
dertli türkülerini
Yüreğimin ta derinliklerinde hissederim,
Nağmeleri sürekli çınlar kulaklarımda
İşte
o zaman bir titreme başlar
O günkü gibi!..
Ellerim
koynumda,
Çaresizliğimi haykırır kulaklarımda.
Kasırgalar geçirmiş halimle
Çocukluk ruhumun umudu gibi
Bir damla umut serpilsin isterdim
Uzadıkça
kararan yollarımı aydınlatan
Belirsizliğe uzanıp giden yollarımın
Çağlayan sularında.
Harlanan
yüreğimle serinleyip,
Dağlara yaslanıp, dalgalanan gözlerimle
Geçmişe gitmek isterdim.
Oysaki
Kalbimin derinliklerinde çimlendi gurbet
O nedenle üşüdüm ben
Her sonbahar geldiğinde
Henüz
14 yaşındaydım. Köyde doğmuş, köyde büyümüştüm. Ne bir şehir görmüştüm ne de
tek başıma bir yolculuğa çıkmıştım. Dünya, benim için o küçücük köyden
ibaretti. Ama bir sabah, hiç bilmediğim bir yolculuğa zorlandım. Elimden tutup
beni götüren kimse yoktu; yüreğimde korku, sırtımda yalnızlık vardı. Beni o
trene bindirirken dönüp arkamdan bakmadılar bile.
O
günün bıraktığı iz, bir anlık değilmiş meğer. Tam 60 yıl geçti; ama o trenin
gıcırtılı kapıları, istasyonun soğuk taş zemini ve içimdeki korku hâlâ geçmedi.
O gün, yalnızlık benim kaderim oldu. Artık nereye gidersem gideyim, o yalnızlık
hep benimle yaşar.
Bugün
hâlâ o 14 yaşındaki köy kızıyım. O yolculuğun korkusu, yüreğime saplanmış bir
hançer gibi. Ne kadar yol alsam da, ne kadar zaman geçse de, o yara hiç kapanmadı.
Kanadı ama iyileşmedi. Çünkü o gün, yalnızlıkla tanıştım. Ve yalnızlık,
yıllardır benim en sadık yol arkadaşım oldu.